KURGU BILIM
Küçükken, babamin eve aldigi video da hafta
bir film izlemek lüksümdü. Video kasetçi
Senay ablanin, “Baksana sen bu filmi görmedin galiba”
cümlesiyle hayatima giren “Gelecege Dönüs”
beni hala tarif edemedigim bir dünyanin içine sokmustu.
Tüm seriyi babama kaydettirmek istedigimi söyledigimde,
hemen hemen her gün tüm seriyi bastan sona seyredecegimi
tahmin edememistir muhakkak. Hala izlerim ya..
Nasil izlemem yahu! Einstein’in kuramini bu kadar ciddi
ve esprili bir yaklasimla anlattiklarini bilemememe ragmen, hersey
o kadar gerçekçiydi ki..
Aklin özgürlesmesi, hayal gücünün sinirsizligi,
özellikle genç beyinlilerin “hayir, kaliplar
yoktur, dagarcik vardir” demesiyle, bilimin kurgulanmasi,
ne zaman vücutlasti bilemiyorum. Voltaire’in "Micromégas"
adli kisa öyküsü mü, yoksa pek çok
kaynakta ilk bilimkurgu eseri olarak belirtilen Frankensteinla
mi?
Frankenstein’i bir parantezle onore etmekte fayda var.
Onun bacagi, bunun kolu, sunun beyni yok bilmem.. ne kadar parça
varsa birbiriyle alakasi olmayan insanlarin parçalariydi.
Fakat geldigi vücutta bir bilinç olusturmasi ve kötü
görüntüsüne ragmen iyi kalpli olmasi.. Teknik
yetersizliklere ragmen çekilen filmi..
Nerden baslamis olursa olsun, hayal gücünün gerçekle
özdeslesmesini ve ucu bucagi belli olmayan hipotezlerle/teorilerle
var olusun önünü görebilmeyi sagladi belkide
kurgubilim. “Yok canim, bilim kurgudaki hersey gerçekle
alakali degil” diyenlere : Jules Verne’i de mi duymadiniz
yahu! Adam milattan önce yazdi aya gidisi!
Kurgubilim aslina üstad Verne’den de öteye gider.
1726’da garip yaratiklardan bahseden Jonathan Swift, Güliver
amcanin Gezileriyle edebi türde tohumlari atanlarin basindaydi
mesela.
Eric von Daniken, Tanrilarin Arabalarini yazdiginda, aslinda
teknolojinin mitolojisini anlattigini biliyor muydu acaba. Sizi
bilmiyorum ama ben kitabi okurken hep bu soruyu sordum. Fotograflar,
kanitlar, biraz usturuplu sallamalar..
devam...